« Önceki |

1/10/2006

garip gün

gün gariptir

ister kahve ile başla

ister soğuk duşla

gün gariptir

 

her gün görmediğini sunar

sade bir aa...aa...

ve ağlama güne garip diye

gün halinden memnun

 

sorun çözül(e)meyenler

garip gelmiştir hep garib(an) olanlar

ve vermez sırrını gün

ertesi gelene kadar

 

sen koşarsın üstünde o yorulmaz  

sen çıkarsın keşfe o meraksız

sen yaşarsın o ölür hergün

o sadece güneş açar güneş kapar

 

byc

8/9/2006

açık davet

davet edilmişler di ya da davet edilmişler gibi davranıyorlar dı utana sıkıla gitmediler rahat adamdılar
giderken ya da gidene kadar da bi sorun yoktu sorun gittiklerindeydi güven onların kuru bi merhaba demelerini sağlamıştı oysa karşı taraftan sıcak bi karşılama bekliyorlardı evet karşılıkta verdikleri cevap gibi kupkuru geldi

-merhaba

akıl da ilk uyanan soru şuydu cenazeye mi geldik hayır büyüyordu insanlar anlıyorlardı öğreniyorlardı sevildikleri kadar sevmeyi değer gördükleri kadar değer vermeyi karşılık denilen şeyin anlamı açığa çıkmıştı artık zihinlerde oturuldu oturulmasına ama bir rüzgar esmişti bi kere her şeyi açıklayan sanki hiç kimse gelmemiş gibi oradikiler muhabbete gelenler de kendi muhabbetlerine döndüler ortada bir yarışma falan yoktu ama ispat havada uçuşuyordu yapılan anlaşmaya göre göz kırpılınca kalkılınacaktı .)

-hadi iyi geceler

-ee ne oldu nereye

-biz gidelim

-işiniz mi var

-ya yok öle  işte biz kalkalım

-eee ii madem

o noktada biter kendine güven

anlamın evidir güvensizlik

zamanıdır biraz ders çalışmanın, biraz aynaya bakmanın

şimdi zamanıdır sandalyeden kalkıp elvada demenin

byc



29/8/2006

3. boyut

3 boyut


1.doğum öncesi: yan oda da birinin olduğunu bilirsin ama hiç mutfaktan cam bardak alıp  bizi dinliyor mu diye düşünmezsin


2.yaşam: her şey daha zor artık kendini dinlemek zorundasın


3.ölüm: peki zeki müren de bizi görecek mi ? 

 

byc

1/7/2006

L.R.E

yüzükoyun uzanmış bir kız

kalbi yeni doğmuş bir kuzu

saf bir yüzük oyun gümüşten

içine sevgi dışına öfke işleyin

 

biz kötüyüz yalanı kadar yalın gözüksün

öyleki bizi sanrı sansınlar

o zaman belki çatlamazlar

çatlaklarından : iftira, dedikodu, entrika sıçratmazlar

 

kalkanlar atölyeden ilk çıktıklarında

pürüssüzdür

kullanıldıkça, çarpıştıkça çizilirler, çökerler

parlaklığı kalmaz göz almaz

yalanlarda asılardır aptalların ve zekilerin dilinde dolandıkça

savunma ve yaşam amaçlarını yitirdiler

artık o kelimeler ki çıkar amaçlı ve iğretiler

 

yüzükoyun uzanmış bir kız

kalbi yeni doğmuş bir kuzu

şimdi gerçek denilen her yalandan sıyrılmış

şimdi herkezin yalan sandığı hayallerle dünyasını kurmuş

uykusunda beyaz çarşafın üzerine

rengarenk hayalleri ile: şu an pembe düşler cennetinde

kendi gerçeklerim ile meşgülüm

LÜTFEN RAHATSIZ ETMEYİN

yazmış

 

bir kız öldüğünde uykusunda

ay haziran güneş ise

pek bi

yazmış

 

byc

25/6/2006

seçki ve kader

not al: keş hüzünbaz

yalnızlık kaderimiz değildir

bir seçilmiştir

seçmen biz tarafından seçilen

aynı kötü ve iyi alışkanlıklarımız gibi

 

not al : gözü yaşlı sarhoş

ağlaklık kaderimiz değildir

bir gerekli duygudur

sarhoşun tutunma çabaları içinden

çapa gibi tırnaklarını dünyanın tenine geçiren

 

keşlik sarhoşluk kader değil seçkidir

duruma göre sek içkidir

rest tir dünyaya

poker kadar despot

iskambil falı kadar meraklı

 

kader belki bu şiirin altına imza atmaktır

bilinmezin fısıldadığını bil bile bütün kelimeleri

ben yazdım diyerek kalemi kağıdı ve parmakları birleştirmek

attığın iftiraya karşı

attığı gücenik bakışlar altında bilinmezin

 

byc